Madonna'nın Son Hayali

Yazar Sabahattin Ali, Roman kahramanı Maria Puder ve Okuyucu’nun asıl karakterleri oluşturduğu romanda, Okuyucu’nun yaşadığı ülke olan Almanya’nın geçmişiyle, Kürk Mantolu Madonna aracılığıyla kurduğu bağlantı ele alınıyor. Başlangıçta “başkalarının” gibi görünen hikayenin “bizim de“ hikayemiz olduğu, 1942 yılında, 769 yolcusuyla Karadeniz’de batırılan Struma Vapuru faciası hikaye edilerek anlatılıyor.

Wednesday, August 09, 2006

Madonna'nın Son Hayali

MADONNA’nın SON HAYALİ, Doğan Akhanlı Roman, Kanat Kitap, Haziran 2005 Yazar Sabahattin Ali, Roman kahramanı Maria Puder ve Okuyucu’nun asıl karakterleri oluşturduğu romanda, Okuyucu’nun yaşadığı ülke olan Almanya’nın geçmişiyle, Kürk Mantolu Madonna aracılığıyla kurduğu bağlantı ele alınıyor. Holocaust’un “Alman olmayanlar” için anlamı, başlangıçta “başkalarının” gibi görünen hikayenin “bizim de“ hikayemiz olduğu, 1942 yılında, 769 yolcusuyla Karadeniz’de batırılan Struma Vapuru faciası hikaye edilerek anlatılıyor.Hikaye özetle şöyledir:1948 yılında yazar Sabahattin Ali, Bulgaristan sınırında ölü bulunur. Maktulün yanında tek satırlık bir not vardır. “Maria Puder Öyle Ölmedi.”Maria Puder, Sebahhin Ali’nin, Kürk Mantolu Madonna adlı romanının kadın kahramanıdır. 1943’te yayınlanan romanında Sebahattin Ali, Berlin’e sabun yapımcılığı için gitmiş Raif Efendi ile Maria Puder adlı kadın arasındaki aşkı anlatır. Maria Puder Alman Yahudisidir. Raif Efendi babasının ölüm haberini alınca Türkiye’ye döner. Aralarında mektuplaşmalarla süren ilişki bir süre sonra aniden kopar. Raif Efendi yıllar sonra, Maria Puder’in doğumda öldüğünü öğrenir.Romanın “Maria Puder ve Sabahattin Ali” başlıklı ilk bölümü, başına ilk sopa darbesi yiyen, Sebahhattin Ali’nin, ölmeden önce, Maria Puder’in gerçekte nasıl öldüğünü anlatma çabası anlatır. Hikayenin arka planını 1933-1945 yılları arasındaki Türkiye ve Almanya’daki olaylar oluşturur. Bu bölümde, Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna’yı yazarken neler düşündüğü ve Maria Puder’in aslında nasıl öldüğünün ipuçlarını okuyucuya aktarılır. Ancak ölümüne yol açan ikinci sopa darbesi başına indiği için anlatısını bitiremez. Olayın üzerinden 50 yıl geçer. Köln’de mülteci olarak yaşayan bir Türk yazarından tanıtım broşüründe kullanmak amacıyla, "Sürgünler ve Kabuslar" adlı tiyatro oyunu için yazı istenir. Oyun, Solingen’de Neonaziler tarafından kundaklama sonucu yakılarak öldürülen beş Türkün anısı için sahneye konacaktır. Yazar, Solingen’in Adolf Eichmann'ın da doğum yeri olmasından hareketle, Almanya’nın geçmişiyle, Neonazilerin arasındaki ilişkiyi yazı konusu yapmak ister. Ancak Almanya’nın geçmişi ve Holocaust hakkında fazla bilgisi yoktur. Araştırmaları onu Berlin’e sürükler. Berlin’de, tesadüfen kaldırıma gömülmüş pirinçten anıt bir taş (Stolperstein / Tökezleten taş) görür. Üzerinde “Maria Puder burada otururdu/ 28 Ekim 1938’de Polonya’ya sürüldü/ Kayboldu” yazılıdır.O ana kadar roman kahramanı olan Maria Puder, adım adım canlanırken, kendi gerçekliğinden kuşku duymayan Yazar da adım adım roman kahramanına dönüşür. Olaylar onu Varşova ve Krakau gettosuna, Auschwitz’e, Bükreş, Köstence’ye ve sonunda Türkiye’nin geçmişine, 1942 yılına, İsrail’e ulaşmaya çalışan, İstanbul Boğazı’nda 71 gün bekletilen ve 769 Yahudi yolcusuyla sulara gömülen Struma adlı mülteci vapuruna kadar sürükler.